CHP’li Bekaroğlu’ndan “çıplak arama” tepkisi

0

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in, “Meclis terörize ediliyor, iddia doğru değil” şeklindeki sözlerine değinen Bekaroğlu, “Hadi tarafsız bir komisyon kuralım ve cezaevlerinde çıplak arama olup olmadığını araştıralım. Var mısın Özlem Zengin?” diye sordu.

Çıplak aramanın bir işkence yöntemi ve insanlık suçu olduğunun altını çizen Bekaroğlu, “PKK’lı, FETÖ’cü, DEAŞ’çi, TDKPC’ci, Oktarcı, bilmem neci… Kim olursa olsun hiç kimseye işkence yapılamaz. Biz işkence iddialarını ataştıralım diyoruz; onlar, ‘İşkence iddiası var’ diyenlere dava açıyor” şeklinde konuştu.

AKP ve MHP’nin çıplak arama iddiasını, “Bunu HDP’li Gergerlioğlu iddia ediyor” diye reddetmelerinin bir savsaklama olduğunu ifade eden CHP’li Bekaroğlu, “Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın çıplak arama iddialarını değil de bu iddiayı dillendirenlere soruşturma açması çok ilginç bir gelişmedir” dedi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kemal Sunal’ın ailesinin kazandığı maddi tazminatı onadı

0

Dava dilekçesinde şirketin, “Kemal Sunal filmlerini HD kalitesiyle yeniden yayınlayacağı hususunda reklam yaptığı, bunun için murisin karikatürize edilmiş, alaycı bir görüntü verilmiş resimlerinin billboardlarda ve Digitürk’ün web sitesinde gösterildiği, resimlerdeki karikatürlerin murisin hatırasına hakaret içerdiği, ölenin yakınlarının da kişilik haklarının ihlal edildiği” ileri sürülerek, maddi ve manevi tazminat talep edildi.

Davalı Digitürk ise Kemal Sunal’a ait görüntülerin reklam kampanyaları için değil, murisin başrol oyuncusu olduğu filmlerin tanıtımı amacı ile yayınlandığını, izin alınması gerekmediğini, oyuncuya ait resimlerin kişilik haklarını ihlal edecek nitelikte karikatürize edilmediğini savunarak davanın reddini istedi.

YEREL MAHKEME MADDİ TAZMİNAT ÖDENMESİNE KARAR VERDİ

İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince görülen davada, Sunal ailesinin manevi tazminat talepleri reddedildi, aileye 100 bin lira maddi tazminat ödenmesine karar verildi.

Yerel Mahkemenin gerekçesinde, dava konusu 1995 yılı öncesine ait filmlerin hak sahibinin yapımcı şirket olduğu, reklam afişlerinde yer alan çizimlerin bağımsız bir karikatür çizimi olmayıp, filmlerinin tanıtımı amacıyla hazırlandığı, bu çizimlerin filmlerin orijinal afişlerinde de yer aldığı belirtildi.

Muris Kemal Sunal’ın sağlığında bu afişlerdeki çizimler nedeniyle herhangi bir dava ve ihtarının olmadığı ifade edilen gerekçede, “dava konusu filmlerin komedi filmleri olması, saf fakat dürüst karakterlerin canlandırıldığı, karikatürlerin alaycı bir görüntü kazandırmadığı, murisin ya da davacıların kişilik haklarına yönelik saldırı barındırdığının kabul edilemeyeceği” sonucuna varıldı.

Gerekçede, karikatürlerle Sunal’ın şöhretinin zedelenmesi ya da kötü gösterilmesinin söz konusu olmadığı, karikatürlerin komedi filmlerine uygun yapıldığı dikkate alındığında manevi tazminat şartlarının oluşmadığı ifade edildi.

Karikatürün reklam amaçlı kullanılması için davacılardan izin alınmaması nedeniyle maddi tazminat şartlarının oluştuğu kaydedilen gerekçede, davacıların maddi tazminat davasının kabulü ile 100 bin liranın davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verildi.

Sunal ailesi tarafından kararın 2019’da temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 11. Hukuk Dairesine geldi. Daire, yerel mahkemenin kararını onadı.

YARGITAY HÜKMÜ YERİNDE BULDU

Yargıtay, filmlerin tanıtımında kullanılan karikatür ve resimler için davacılardan izin alınmaması nedeniyle maddi tazminat şartlarının oluştuğunu belirterek yerel mahkemenin 100 bin liralık maddi tazminat ödenmesi hükmünü yerinde buldu.

Kararın gerekçesinde, karikatürlerin komedi filmlerine uygun hazırlandığı dikkate alındığında manevi tazminat şartlarının ise oluşmadığı kaydedildi.

Edirne Belediye Başkanı Gürkan: En kurak dönemi yaşıyoruz, faciaya doğru gidiyoruz

0

Son yılların en kurak döneminin yaşandığı Edirne’de, nehir ve göller ile barajlardaki su seviyesi, her geçen gün düşüyor. Edirne’nin içme suyunun sağlandığı Kırklareli’deki Kayalıköy Barajı’nda doluluk oranı, yüzde 3’e düştü. Barajdaki su seviyesinin düşmesi üzerine Edirne Belediyesi, kentin içme suyunun Süloğlu Barajı’ndan sağlanacağını bildirerek, kent merkezine 30 kilometre uzaktaki Küküler köyünden bağlantı çalışması başlattı.

Edirne Belediye Başkanı Gürkan, son dönemde artan su sıkıntısı ve beraberinde gelen kesintilere değindi. Özellikle şehrin içme suyunun sağlandığı Kayalıköy Barajı’nda rezervin yüzde 3’e düşmesiyle sıkıntı yaşadıklarını söyleyen Başkan Gürkan, çareyi yeniden Süloğlu Barajı’ndan su almakta bulduklarını kaydetti. Gürkan ayrıca bölgede yaşanan kuraklığa da dikkat çekerek, Trakya’nın son 91 yılın en kurak dönemini yaşadığını, yer altı sularının yüzde 85 oranında azaldığını kaydetti.

“KAYALIKÖY’DE REZERV YÜZDE 3’E DÜŞTÜ”

Kayalıköy Barajı’ndan 2017’de su almaya başlandıktan sonra Süloğlu hattının kapandığını söyleyen Başkan Gürkan, yaz ayında yaşanan sıkıntıya dikkat çekerek, “Kayalı’daki rezerv yüzde 3’e düşünce DSİ ile ortak toplantı yaptık nasıl çözüm bulalım, diye. Süloğlu’nda bizi daha çok idare edecek su var ama hat o kadar eski ki suyu taşımıyor, patlıyor. Nasıl yapalım, dedik. Kayalı’dan gelen 58 kilometrelik 1000’lik çelik hat, Süloğlu Küküler köyü mevkisinde Süloğlu’ndan gelen asbest hatla bir noktada kesişiyorlar. Dedik ki bu iki hattı birleştirelim. Bu iki hattın buluşması 6,5- 7 kilometre yaklaşık. O noktada birleştirelim. O, 7 kilometrelik asbest hattı da değiştirmemiz lazım. Yani şu an Kayalı’yı kapatarak Süloğlu’nu açıyoruz. Küküler köyünde Süloğlu’ndan gelen su, Kayalı ishale hattına giriyor. Buraya kadar da kayıpsız geliyor” dedi.

“TORUNLARINIZ TEŞEKKÜR EDECEK”

Trakya’da son 91 yılın en kurak döneminin yaşandığını vurgulayan Başkan Gürkan, “Trakya son 91 yılın en kurak dönemini yaşıyor. Yer altı sularımız yüzde 85 oranında azaldı. Bir faciaya doğru gidiyoruz. Kızıyorsunuz, bağırıyorsunuz, hakaret ediyorsunuz, hiçbir şey demiyorum. Ama emin olun şu yapmış olduğumuz şehir içi içme suyunun tamamen yenilenmesi, Kayalı Köy İshale hattı yenilenmesi siz belki etmeyeceksiniz ama çocuklarınız veya torunlarınız yapanlara teşekkür edecekler” diye konuştu.

Hastanede KRT, FOX, TELE1 ve Halk TV yasağı

0

Tekirdağ Şehir Hastanesinde yatan bir hasta, “Televizyon seyrediyoruz ama istediğimiz televizyon kanalını seyredemiyoruz. Şehir Hastanesi, şimdiden politikaya alet olmuş. Biz hastayız, morale ihtiyacımız var. Hükümetin havuz medyasını seyretmek istemiyoruz. İlk aklımıza gelen kanal FOX TV. Ancak FOX TV’nin yanı sıra HALK TV, KRT ve TELE1 gibi kanalları da seyretmek mümkün değil. İşi tam politize etmişler.” dedi.

HaberTrak gazetesinde durumu gündeme getiren Cenap Kürümoğlu, ‘Şehir Hastanesi’nde televizyon rezaleti’ başlıklı yazısında hastanede kalan arkadaşından aldığı bilgileri aktardı.

“REZALETE SON VERİLSİN”

Olaya ilk başta inanamadığını belirten Kürümoğlu, “Baştan inanamadım. Ancak arkadaşımın, “Oğluma da kanalları arattırdım. Fakat o da bulamadı.” Deyince inandım. Zira oğlu, bilgisayar ve TV işleri yapıyor. Takılması bulamaması mümkün değil. Kısacası rezalet. Hastanenin açıldığı ilk günlerde hastalara karşı böyle bir tavır alınması ayıp. Hastanede bile insanlar, özgürce TV seyredemiyor. Bu işin, düzeltilmesini bekliyoruz. Rezalete son verilsin” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: Habertrak

Koronavirüs aşısı olan Habertürk yazarı Kemal Öztürk’ün testi pozitif çıktı

0

17 Aralık’ta aşı olan Habertürk yazarı Kemal Öztürk, koronavirüse yakalandı. Aşı çalışmalarının dışında olacağını ifade eden Öztürk, “İlk doz aşı olmamdan sonra virüsün bulaşması nedeniyle, ikinci doz aşıyı olamayacağım” dedi.

Bu durumun “aşı işe yaramadı” yönünde bir anlama gelmeyeceğini ifade eden Öztürk’ün yazısı şöyle:

“Salgın hastalık sonunda beni de buldu. Son yaptırdığım Covid testim pozitif çıktı.

Benim durumum diğer hastalardan biraz farklı. Bildiğiniz gibi aşı çalışmalarında gönüllü olarak katılmış ve ilk doz aşıyı olmuştum. Bunu kamuoyuna duyurmuş ve gelişmelerden haberdar edeceğimi de belirtmiştim.

Bu nedenle durumu biraz açıklamakta fayda görüyorum. Zira Covid testimin pozitif çıkmasının, aşı çalışmalarına negatif bir algı yaratmasını istemem.

Durum şöyle gelişti:

Bildiğiniz gibi bir grup gazeteci arkadaşımla 3. Faz aşı çalışmaları için gönüllü olduk.

15 Aralık 2020 tarihinde virüs testi yaptırdım. 16 Aralık’ta test sonucum negatif çıktı. Bunun üzerine aşı çalışmalarına katılabileceğim söylendi. 17 Aralık tarihinde aşı oldum.

İki gün boyunca herhangi bir yan etki görmedim. Üçüncü günü hafif ateş, hafif baş ve kas ağrısı gördüm. Ancak bunun üşütmeden mi, yoksa aşının yan etkisinden mi, (kötü senaryo olarak da) bu esnada virüs kapmamdan dolayı mı olduğunu doktorlarımız tam tespit edemediler.

Bunun üzerine sürüntü testi ve kan tahlilleri yapılmasına karar verildi. İkisini de yaptırdım. 22 Aralık tarihinde Covid testimin pozitif çıktı. Ancak kan değerlerimde herhangi bir sorun olmadığı görüldü.

Fiziksel olarak da kendimde herhangi bir ciddi sorun görmedim. Doktorlarımız on gün evde karantinada kalmamın haricinde, herhangi bir müdahalede bulunmayacaklarını, sağlık durumumun çok iyi olduğunu söylediler.

İlk doz aşı olmamdan sonra virüsün bulaşması nedeniyle, ikinci doz aşıyı olamayacağım. Dolayısı ile aşı çalışmalarının dışında kalmış oldum.

Bu durumun “aşının işe yaramadığı”, “aşı olunca hastalığa yakalandığı” yönünde spekülasyonlara neden olmaması için kamuoyunu özellikle bilgilendirmek istedim.

Aşının virüsten koruma için antikor oluşturma süresi, zaten ikinci doz aşından on dört gün sonra bekleniyor. Yani ilk doz aşıdan yaklaşık 28 gün sonra antikorun büyük oranda oluşması ve koruma sağlayacağı tespit edilmiş.

Ben henüz birinci doz aşıdan kısa bir süre sonra virüse maruz kaldığım için, doğal olarak aşının herhangi bir koruma yapması ya da iyileştirme yapması beklenmiyordu. Bu, diğer aşı yapılan gönüllülerin bazılarında da görüldü. Ben de bunun bir örneği olarak literatüre eklendim. Zaten gönüllü olmamızın sebebi de bizim üzerimizde ortaya çıkan bulguların bilimsel çalışmalara katkı sağlamasıydı.

Aşı çalışmalarının halk sağılığı için hayati bir önem taşıdığının bir kez daha altını çizmek isterim. Kimsenin, başta bilim kurulu üyelerimiz olmak üzere, bilim insanları haricinde söylenenlere kulak asmamasını yeniden hatırlatırım…

Aşı çalışmaları nedeniyle tanıştığım ve yakın ilgisini gördüğüm Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Hastanesi Başhekimi Prof. Hakan Gürbüz, aşı çalışmasını koordine eden Prof. Mustafa Taner Yıldırmak, Bilim Kurulu Üyesi Prof. Ateş Kara ve diğer Bakanlık çalışanlarımız Hakkı Kırkaya, Kübra Sunkar’a teşekkürlerimi iletiyorum.

Tüm sağlık ekibimizin çok zor şartlarda çalıştığını bir kez daha yakından müşahede ettim. Allah hepsinin yardımcısı olsun.

Bu vesileyle virüse yakalanan tüm hastalarımıza acil şifalar, bu hastalıktan hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına sabr-ı cemil diliyorum.

Bir süre ekranlardan uzak kalacağım, ancak yazılarıma devam edeceğim.

Okurlarımızın ve izleyenlerimizin bilgisine saygılarımla sunarım.”

CHP’li vekilden Ebubekir Sofuoğlu’na suç duyurusu

0

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmek üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurusunda Sofuoğlu’nun Akit Tv’de üniversiteler için “neredeyse fuhuş evleri” dediğine dikkat çekildi.

Sofuoğlu’nun bu açıklaması ile tüm üniversiteleri, üniversite öğrencilerini, öğretim görevlilerini ve hatta tüm aileleri aşağıladığına ve hedef gösterdiğine dikkat çeken CHP’li Tığlı, şunları kaydetti:

“Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu isimli şahsın üniversiteler için ‘neredeyse fuhuş evleri’ demesini kimse görmezden gelemez. Akit Tv’deki ‘Derin Kutu’ adlı programda söylenen bu sözler Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yer alan Madde 112’yi kapsayan ‘eğitim ve öğretim hakkını engellemek’, Madde 119/e’yi kapsayan ‘kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak’ ve Madde 216’yı kapsayan ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama’ suçlarıdır. Bu suçların cezasız kalmaması ve gerekli iddianamenin bir an önce düzenlenerek kamu davası açılması için Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmek üzere, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç durusunda bulundum” dedi.

Tığlı, Sofuoğlu’nun sözlerinin Türk toplum, ahlak ve aile yapısına uygun olmadığı gibi son derece mesnetsiz bir açıklama olduğunu vurguladı.

“Bu ifadeleri kullanan şahıs 27 yıldır üniversitede çalışan bir tarih profesörü. Sofuoğlu’nun Akit TV’de yayınlanan Derin Kutu adlı programda söylediği her söz kayıtlardadır ve tarafımızca da o kayıtlar deşifre edilip savcılığa delil olarak sunulmuştur” diyen Tığlı, şöyle devam etti:

“Sofuoğlu’nun milletimizin barış ve düzene en çok ihtiyacının olduğu bu pandemi döneminde yapılan bu açıklamalar ve savunmuş olduğu sözler nedeniyle halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama suçunu ve eğitim, öğretim hakkının engellenmesi suçunu işlemiş olduğu sabittir. Dolayısıyla önce bir soruşturma başlatılmalı sonra iddianame düzenlenmeli ve hızlı bir şekilde kamu davası açılarak Ebubekir Sofuoğlu’nun sayılan suçlardan cezalandırılması gerekmektedir. Ayrıca, işlenen bu suç insanları tahrik etme amacına ulaşmak için daha kolay ve hızlı bir yol olan basın ve yayın yolu ile işlendiği için mutlaka TCK Madde 218 dikkate alınmalı ve verilecek ceza yarı artırılarak verilmelidir.”

CHP’den asgari ücret için kanun teklifi

0

CHP Grup Başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel ve Engin Özkoç tarafından hazırlanan 27 maddelik “Asgari Ücret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Teklifle şunlar öngörüldü:

“Asgari ücretin sadece işçi için değil işçi ve ailesinin geçimini sağlayacak bir ücret olarak tanımlanması,

-2021 Ocak ayından geçerli olacak asgari ücret net olarak aylık 3 bin 100 TL olarak belirlenmesi,

-Asgari ücretin yıllık olarak arttırılması,

-Asgari ücret artışlarının pazarlıkla değil, TÜİK tarafından işçi ve ailesi için hazırlanan ‘Ücretliler Geçim Endeksi’ ve ‘Asgari geçim ücreti miktarı’ çerçevesinde belirlenerek milli gelir artışlarının da dikkate alınması,

-Asgari ücret tespit komisyonunun daha demokratik hale getirilmesi,

-Asgari ücretin yıllık miktarı kadar olan tutarın ücretli çalışanların ödediği gelir vergisinden muaf tutulması,

-Asgari ücret için vergi ödenmediğinden asgari geçim indiriminin kaldırılması,

-Ücretliler için gelir vergisi matrah dilimlerinin yeniden belirlenmesi.

“SİGORTALI İŞÇİLERİN YÜZDE 51.86’SINI OLUŞTURUYOR”

Türkiye’de asgari ücret ile çalışan sayısının oldukça yüksek olduğuna dikkat çekilen teklifin gerekçesinde, “SGK 2019 İstatistik Yıllığı’na göre asgari ücretle çalışan işçi sayısı 7 milyon 423 bin 402 kişidir ve sigortalı işçilerin yüzde 51.86’sını oluşturmaktadır. Bu rakamlara kayıt dışı ekonomide çalışan işçiler dahil değildir. Kayıt dışı istihdam oranı TÜİK Eylül 2020 verilerine göre yüzde 32.2’dür. Bu nedenle asgari ücretle çalışan işçi sayısının 10 milyona yakın olduğunu söylemek de mümkündür. Bu çerçevede yaklaşık 10 milyon çalışanı ilgilendiren asgari ücretin belirlenmesi süreci ne yazık ki uluslararası sözleşmelere ve Anayasa’da tanımlanan çalışma hakkına aykırı olduğu gibi hakkaniyetli ve adaletli de değildir” denildi.

“ASGARİ ÜCRET, GEÇİM ÜCRETİ OLMAKTAN ÇOK UZAK”

Gerekçede, “Asgari ücret ülkemizde geçimlik ücret olmaktan çıkmıştır. 2 bin 943 TL brüt asgari ücretten net 2 bin 324 TL ele geçmektedir ve asgari ücret 4 kişilik bir ailenin sadece asgari gıda ihtiyacını bile karşılamaktan uzaklaşmıştır. Türk-İş Konfederasyonu’nun verilerine göre açlık sınırı Kasım 2020 ayı itibariyle 2 bin 516 TL iken yoksulluk sınırı 8 bin 197 TL’dir. Bu çerçevede bu ücretin en azından geçimlik ücret seviyesine çıkarılması gerekmektedir” ifadelerine yer verildi.

“CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ İLE SATIN ALMA GÜCÜ DÜŞTÜ”

Teklifin gerekçesinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de eleştirilerek, “Bu sistemin yarattığı ekonomik tahribat nedeniyle çalışanlar yoksullaşmış, ücretlilerin satın alma gücü düşmüştür. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun oluşumu ve yapısı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Cumhurbaşkanlığı teşkilatı bünyesine alınmıştır. Komisyonun yapısını Cumhurbaşkanı tek başına belirleyebilecek hale getirilmiştir” denildi.

Fatih Altaylı: Koronavirüs, sertleşme sorunu yaratıyor

0

Habertürk yazarı Fatih Altaylı, Koronavirüs’ün seks hayatına etkisi üzerine kalıcı hasar bırakacağını söyleyerek, “Erkeklik ve kadınlık organlarındaki hücrelerde çoğalmaya başlıyor. S2 hücrelerinde özellikle erkek penisinde ve kadının ovaryumunda çok miktarda olduğu biliniyor. Bu üreme organlarını tutuyor, bu da erkeklerde sertleşme sorunu yaratıyor” dedi. 

Habertürk yazarı Fatih Altaylı, aşı konusuyla ilgili merak edilen soruları haberturk.com’dan Burçak Orçun’a yanıtladı. “Aşının kalıcı yan etkisinden korkanlar virüsün yan etkisinden korksunlar” diyen Altaylı, “Geçen gün okuduğum bir makale, ‘uzun Covid’ diyor. Virüs vücuttan çıkınca bile uzun süreli bir Covid etkisi yaratıyor. Arkasında büyük bir hastalık bırakıyor. Erkeklik ve kadınlık organlarındaki hücrelerde çoğalmaya başlıyor. S2 hücrelerinde özellikle erkek penisinde ve kadının ovaryumunda çok miktarda olduğu biliniyor. Bu üreme organlarını tutuyor, bu da erkeklerde sertleşme sorunu yaratıyor. Erkeğin ürettiği semende bulunuyor ve kalıcı olarak nakledilebileceği ve uzun süre varlığı koruyabileceğini söylüyor. Damar içi dokuyu hasara uğratıyor, kalıcı kalp ya da böbrek rahatsızlığına sebep oluyor. Hafif bile geçirseniz içeride büyük bir hasar bıraktığını herkes bilsin” dedi. 

Sertleşme bozukluğuyla ilgili konuşan Altaylı, “Benim bir anlamda hoşuma gitti . Korona’ya karşı tedbirli davranmayanların üreyemeyeceklerini görüyoruz. En azından bu zekâ seviyesi ileriye dönük olarak üreyemeyecek. İnsani değil ama ne yazık ki insanı çileden çıkartıyorlar” diye konuştu.  

“SinoVac aşısını olacağım”

Aşıların menşei ile ilgili tartışmaların doğru olmadığını ifade eden Altaylı, “Herkesin bayıla bayıla aldığı telefonları da Çin üretiyor” dedi. Altaylı, “Şu ana kadar en fazla denenmiş aşı Sinovac’ın inaktif aşısı. Veriler yayınlanmadığı için en etkili emiyorum ama bana göre en güvenli aşı olabilir çünkü en geleneksel yöntemlerle hazırlandığı için yan etkiler konusundaki bilgilere sahibiz” şeklinde konuştu. Altaylı kendisinin de Çin’den gelecek olan Sinovac aşısını olacağını söyledi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın kendisine yazdan önce 100 milyon doz aşının alınacağını söylediğini ifade eden Altaylı “Bir aşıdan olan bir başka aşıdan da olabilir. Zaten ne kadar süre koruyucu olacakları henüz belli değil” şeklinde konuştu. İlaçlarla ilgili çalışmalara da değinen Altaylı bu konuda da önemli ve sevindirici gelişmeler yaşandığına dikkat çekti.

 

PornHub ve cinsel içerikli birçok internet sitesinin gizli sahibi ortay çıktı

0

Dünyanın en çok ziyaret edilen sitelerinden biri olan cinsel içerikli video paylaşım sitesi PornHub’ın sahibinin Kanadalı MindGeek adlı bir şirket olduğu iddia edildi. PornHub’la beraber RedTube ve YouPorn gibi sitelerinde sahibinin yine aynı şirket olduğu belirtilirken sektörü domine ettiği ifade edildi.

İngiltere’nin saygın gazetelerinden Financial Times, porno endüstrisini adeta domine eden bu web sitelerin arkasında Kanada merkezli MindGeek isimli şirketin olduğunu açıkladı.

MindGeek’in çok daha gizemli ve geri planda kaldığını yazan Patricia Nilsson, “Pornografik içerikler online reklam endüstrisine katkı sağlıyor ve internet ekonomisinde önemli bir pay sahibi. Fakat bu tür video paylaşım siteleri seks ticareti ve çocuk istismarı gibi konularda suçlu olabiliyor. MindGeek de bir sorumluluk üstlenmeden pornografik içerikli video sektörünü domine etti. Şirketin arkasında ise iş insanı Bernard Bergemar bulunuyor” yorumunu yaptı.

Koronavirüs’ten çok daha fazla PornHub aratıldı

Bergemar’ın kimliğinin Financial Times’ın kapsamlı haberinden önce ifşa edilmediğine dikkat çekilirken, “MindGeek internet sitesinde sahibi olduğu pornografik içerikli sitelere atıfta bulunulmuyor aksine, ‘Tasarım, iş geliştirme ve yüksek trafiğe sahip internet sitelerinin yönetiminde lider’ ibaresi yer alıyor.

Financial Times Lüksemburg’da kurulmuş gibi gözüken şirketin gelirlerini de mercek altına aldı. Financial Times, şirketin 2018 yılında 460 milyon dolar gelir elde ettiğini ve günde 115 milyondan fazla insanın internet sitelerini ziyaret ettiğini yazarken, “Geçen ay ABD’de Google’ın verilerine göre ‘Koronavirüs’ ya da ‘Trump’ yerine ‘Pornhub’ araması daha çok yapıldı” yorumu yapılıyor. İncelemesini derinleştiren Financial Times, “MindGeek’in sitesine her gün 15 terabytelık içerik yükleniyor. Bu da şu an Netflix’tte izlenebilecek dizi ve film içeriğinin yarısına denk geliyor” yorumunu da ekledi.

MindGeek’in gizemli olmasından ve insan ticareti ve istismar gibi suçlamalarla hiç uğraşmamasına tepki gösterildiğini aktaran Financial Times, şirketin arkasında birçok yatırımcı olduğunu da vurguladı.

Hem Covid 19 İçin Test Olurken Hem de Seks Esnasında Söylenebilecek İlginç ve Yaratıcı Cümleler

0

Aslında çok iyi korunuyorum, umarım bulaşmamıştır

Covid 19 virüsünün bulaşıp bulaşmadığını anlamak için PCR testi olanlar çok iyi bilirler. Olmayan şanslılar için durumu şöyle özetleyelim: ağzınızın ve burnunuzun derinliklerine upuzun çubuklar sokulup örnek alınıyor. Gerçek anlamda durum böyle!

Twitter’daki Tanrı Şiva isimli kullanıcı da bu testi akıma uydurup şöyle bir soru sordu:

1. Bu soruya gelen birbirinden ilginç cevaplar ise şöyle:

twitter.com

2.

twitter.com

3.

twitter.com

4.

twitter.com

5.

twitter.com

6.

twitter.com

7.

twitter.com

8.

twitter.com

9.

twitter.com

10.

twitter.com

11.

twitter.com

12.

twitter.com

13.

twitter.com

Her ikisinde de iyice korunun ki istenmeyen tatsız durumlar yaşanmasın.