Ana Sayfa Blog Sayfa 3

“Bir si… gidin profilimden ya”

0

Sosyal medya fenomeni Şeyma Subaşı, televizyoncu eski eşi Acun Ilıcalı’dan aldığı nafakayla ilgili yorum yapan takipçisine sert tepki gösterdi.

Kızı Melisa’yla ilgili fotoğrafları Instagram hesabından paylaşan Şeyma Subaşı, kızını çok özlediğini belirtti. Subaşı, “Son 5 gün. Lütfen annene geri dön ikizim, küçük kız kardeşim, bebeğim, kızım, her şeyim” notunu paylaştı.

“BİR Sİ….. GİDİN PROFİLİMDEN YA” 

Subaşı’nın paylaşımları üzerine bir takipçisi “Geliyorum derken paralardan bahsediyor” yorumunu yaptı. Subaşı gelen yorum üzerine “Bir si… gidin profilimden ya” diye tepki gösterdi.

Subaşı’nın yanıtı şöyle: “Tam kuş beyinli ya. Sen ve senin gibi yorum yapan, konuşan ve düşünenler hepiniz salak, kuş beyinlisiniz. İyi ki sizin gibilerle hiç karşılaşmıyorum. Aynı yerlerde bulunmuyorum. Hazımsız, mutsuz, doyumsuz, klavye kahramanları sizi kuş beyinliler. Cidden hala devam mı pis pis yorumlara. Bir si….. gidin profilimden ya.” 

Sıla’nın Güloğlu’na açtığı küfür davasında yeni karar

0

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Yenikapı’da düzenlenen Demokrasi ve Şehitler Mitingi’ne şarkıcı Sıla Gencoğlu katılmamış ve “Darbeye karşıyım ama Yenikapı’daki şova katılmayacağım” demişti. Bunun üzerine Davut Güloğlu ise katıldığı televizyon programında şarkıcı Sıla için, “S… olsun gitsin” şeklinde küfretmişti. 

Sıla, bu sözlerin ardından şikayetçi olmuş ve Davut Güloğlu hakkında, “Alenen hakaret” suçundan 2,5 yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açılmıştı. İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Güloğlu, “Alenen hakaret” suçundan önce 1 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılmış, Güloğlu’nun bu cezası 8 bin 500 TL adli para cezasına çevrilmişti. Güloğlu’nun istinaf mahkemesine yaptığı itiraz başvurusu da reddedilmiş ve karar kesinleşmişti.

Sıla daha sonra Davut Güloğlu hakkında 60 bin TL’lik manevi tazminat davası açmıştı.

4 BİN TL TAZMİNAT…

Bugün görülen manevi tazminat davasında ise karar çıktı.

Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Sıla Gençoğlu ve Davut Güloğlu katılmadı. Mahkeme, Sıla Gençoğlu’nun açtığı 60 bin liralık tazminat davasının kısmen kabulüne, Davut Güloğlu’nun 4 bin lira tazminat ödenmesi yönünde karar verdi.

Sıla’nın avukatı Rezan Epözdemir ise kararı Odatv’ye değerlendirdi.

Epözdemir, tazminat miktarının düşük olmasından ötürü kararı istinafa taşıyacaklarını vurguladı.

Avukat Rezan Epözdemir, şunları söyledi:

“Olaya ilişkin ceza mahkemesinden mahkumiyet kararı verilip kesinleşmişti. Tazminat davamızda bugün karara çıktı. Bize göre, söylenen sözler neticesinde, müvekkillin kişilik hakları ağır ölçüde ihlal edilmiş, şeref ve haysiyeti rencide edilmeye çalışılmıştır. Manevi tazminatın mağdurda tatmin, failde ceza ihsiyatı yaratan bir özel hukuk cezası olduğuna ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararları vardır. Bu yönüyle tazminat miktarı düşüktür. Davayı kazanmış olmamız sevindirici. Mahkemenin ‘kişilik haklarının ihlali var’ demesi sevindirici. Fakat tazminat miktarının düşük olması nedeniyle istinaf mahkemesinde itiraz hakkımızı kullanacağız.”

Ağzını fena bozdu

0

Ünlü oyuncu Tom Cruise, yeni Görevimiz Tehlike filminin çekimleri sırasında sosyal mesafeye uymayan personelleri görünce kontrolünü kaybetti. Cruise’un ekibe küfür, hakaret ve tehditler yağdırdığı ses kaydı, basına sızdırıldı ve sosyal medyanın gündemine oturdu.

Mission Impossible (Görevimiz Tehlike) 7 çekimleri ve gösterim tarihi, Covid-19 nedeniyle ertelenen filmler arasında yer alıyordu. Çekimler yeniden başladıktan sonra ise filmin başrol oyuncusu Tom Cruise, çekimlerin tekrar ertelenmemesi adına ekipte bulunan herkesi salgından korumak için özel bir gemi dahi satın almıştı. 

Tom Cruise, yoğun önlemler almasına karşın sette sosyal mesafe kurallarına uymayan personelleri görünce isyan etti. Set çalışanlarına karşı küfür eden tecrübeli oyuncunun ses kaydı ise basına sızdırıldı.

“S****** GİDERSİNİZ”

WebTekno’dan Çağla Tanrıverdi’nin haberine göre Tom Cruise, Warner Bros stüdyolarında gerçekleştirilen film çekimleri sırasında, iki personelin sosyal mesafe kurallarına uymadan çalıştığını fark etti. Sinirlerine hakim olamayan aktör; “Bu yaptığınızı bir daha görürsem kendinizi kapının önünde bulursunuz” tarzında, ancak aynı zamanda ağır hakaretler içeren söylemlerde bulundu. 

Tom Cruise, kesinlikle özür kabul etmeyeceğini, kendi oluşturduğu imkanlar sayesinde Hollywood’un çekimlere geri dönebildiğini belirtiyor. Personellere tehditler savunan Cruise, herhangi bir kişinin aynı hatayı tekrarlaması halinde derhal kovulacağını dile getirdi. Oyuncuların ve ekipte çalışanların sağlığını koruma altına alabilmek için 670 bin dolar harcayan aktör, bu filmin birçok kişiye ekmek kapısı olduğunu da hatırlattı. 

Tom Cruise, açıklamalarında; “Hollywood’da çalışan herkes bizim sayemizde evine para götürebiliyor. Böyle yapmaya devam ederseniz insanlar sizin yüzünüzden aç kalacak. Sırf siz güvende olun diye vaktimi sigorta şirketleri ve yapımcılarla konuşarak geçiriyorum. Kurallara uymadığınızı bir daha görürsem buradan s****** gidersiniz” ifadelerini kullandı.

“Bu fotoğrafı kim çektiyse beni bulsun”

0

Ünlü Brezilyalı model Adriana Lima, yıllar önce bir kampanya için çekilen fotoğrafını paylaştı.

Fotoğrafın kim tarafından çekildiğine dair bir bilgisi olmadığını söyleyen Adriana Lima, “Bu fotoğrafı kim çektiyse lütfen bana mesaj atsın, kaynak belirteceğim” dedi.

Fotoğrafı Instagram’dan paylaşan Lima şu notu düştü:

“Bu fotoğrafı buldum. Genellikle çektiğim her şeyi hatırlarım ama bu istisna. Gözüme takıldı. İçeriği beğendim ve paylaşmaya karar verdim. Bu fotoğrafı kim çektiyse lütfen bana mesaj atsın, kaynak belirteceğim. Hatırlamadığım için özür dilerim.”

Dünyaca ünlü şarkıcıdan Bodrum’a yerleşme sinyali

0

Daha önce Bodrum’da tatil yapan dünyaca ünlü şarkıcı Rita Ora’nın Türkiye’den ev aldığı öne sürüldü.

İngiliz magazin sitelerine göre; 30 yaşındaki Arnavut kökenli İngiliz yıldız, Yalıkavak’ta 650 bin dolara (yaklaşık 5 milyon TL) özel havuzlu bir villa aldı.

Öte yandan Rita Ora ve kardeşi Elena Ora, geçtiğimiz yaz aylarında Bodrum’da bulunan bir otelde bir haftalık detoks kampına girmişti.

Günden güne kuruyan İznik Gölü için uyarı: Kuraklık tehdidi hiç olmadığı kadar gerçek

0

Marmara ve Bursa’nın değerli su kaynağı olan Türkiye’nin 5’inci büyük İznik Gölü kuruyor. İklim şartları ve çevresel etkenler nedeniyle 30 metre çekilen İznik Gölü’nde Bursa Akademik Odaları, DOĞADER ve çevre platformlarından oluşan kalabalık bir grup ortak basın açıklaması yaptı.

“İZNİK GÖLÜ CİNAYETE KURBAN GİDİYOR”

İznik Gölü’nün yok olmaması için mücadele edeceklerini vurgulayan Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun, İznik Gölü’nün pek çok suç ortağı bulunan bir cinayete kurban gittiğini ifade etti.

Av. Gürkan Altun şöyle konuştu:

* Bu cinayetlerin failleri; milyonlarca metreküp su hakkı olduğunu iddia edip borularla su çeken ve bunu Gemlik Serbest Bölgesi’ne de sattığı duyulan sanayi tesisi.

* Gölü besleyen akarsulara baraj yapan Devlet Su İşleri (DSİ).

* Kontrolsüz tarımsal ilaçlama yapan yetiştirici ve bunlara göz yuman İl Tarım ve Orman Müdürlüğü.

* Göle dolgu yapan belediye ve daha bilemediklerimiz ama etkilerini gördüklerimiz…

* Bunlar yetmezmiş gibi, göl civarında açılan taş ocakları, maden çalışmaları ve hatta Yenişehir Kirazlıyayla köyündeki maden zenginleştirme tesisine su aktarma çabaları da cabasıdır. İznik Gölü, bu kadar hunharca bağrına sıkılan mermiyle nasıl sağ kalacak?

“TÜRKİYE SU KITLIĞI YAŞAYACAK ÜLKELER ARASINDA”

“Tüm dünya küresel iklim değişiminin pençesinde ve canlı varlık kaybının hızlandığı günleri yaşarken, kıt doğal kaynakların yağmalanması sürmektedir” diyen Baro Başkanı Altun, şöyle konuştu:

* Ülkemiz yakın bir gelecekte hem nüfus artışı hem de tatlı su kaynaklarının azalıp kirlenmesi nedeniyle su kıtlığı yaşayacak ülkeler içinde gösterilmekte, bu yetmezmiş gibi Ortadoğu’dan iklim göçmenlerinin akınına maruz kalabileceği değerlendirilmektedir.

* Seller zıttı olan kuraklıkla birlikte hayatımıza girmiştir. Göl kıyısındaki Mustafalı Mahallesi’nde daha 6 ay önce hiç görülmemiş fırtına ve sel yaşanmışken, göldeki çekilme, kuraklık tehdidi, herkesin göreceği gibi ve hiç olmadığı kadar gerçektir.

“İZNİK GÖLÜ HAVZASI YAĞMA VE TALANDAN EN ÇOK ETKİLENEN BÖLGE”

İznik Gölü ve havzası, özellikle 1990’lardan başlayarak, evsel, endüstriyel, tarımsal kirliliğin yanı sıra yağma ve talandan en çok etkilenen bölgelerden biri olduğunu söyleyen Altun, şunları söyledi:

* Kirlilik ve su kaybının yanında, yanlış su politikaları canlı yaşamını olduğu kadar gıda güvenliğini de doğrudan olumsuz etkilemektedir.

* İnsan kaynaklı küresel iklim krizinin yanı sıra, Türkiye’nin sulak alanlarının korunması için anayasal görev verilen kurumlardan olan DSİ, sulak alanları besleyen doğal su kaynakları üzerinde birbiri ardına Karasu ve Orhangazi gibi baraj ve göletler inşa ederek, projelerini ‘ekonomik büyümeye katkı’ olarak görüp savunmaktadır.

* Bunun gibi, İznik Gölü’ne Yenişehir Boğazköy’den yıllık 200 milyon metreküp su aktarma projesi fantezi olup, zaten kirli olan bu suyu taşımak astarı yüzünden pahalıya gelecektir.

“DSİ BİLİME KARŞI İNAT EDİYOR”

DSİ’nin bilim dışı hareket ettiğini savunan Gükan Altun, şu ifadeleri kullandı;

* Amik Gölü gibi sulak alanlarda yıllarca yaptığı kurutmaların hatalı olduğu ortada olan DSİ, köklü bir kurum olmasına karşın, burada da bilime karşı inat etmektedir.

* Oysa tüm ülkede, DSİ’nin ekolojik dengeyi gözetmeyen’ su bütçesi temelli’ göl yönetimi stratejisi yerine ‘ekosistem temelli’ su yönetimine geçilmelidir.

“CARGILL’İN SU TÜKETİMİ YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİ”

* Son yapılan imar planı değişiklikleriyle yine kayrılan Cargill’in su tüketimi de yeniden değerlendirilmelidir.

* Cargill’in hammadde olarak işlediği mısırın, hem de üretim teknolojisinin su ayak izi çok yüksektir.

* Stratejik yeraltı sularının, insan sağlığına zararlı nişasta bazlı şeker üretimi için kullanılmasının önüne geçilmelidir. Bu yapılmadıkça su kaybının engellenmesi mümkün değildir.

* O nedenle Bursa Barosu, Mimarlar Odası, Şehir Plancılar Odası, Doğader ve yurttaşlar olarak, 25 yıldır olduğu gibi yine plan değişikliklerini yargıya taşımış bulunuyoruz.

* Bilimsel araştırmalar göstermektedir ki, göl suyu zirai ilaç kirliliği açısından 4. sınıf, yani kirli sudur. Balıklarda ve bitkilerde ağır metal kirliliği tespit edilmiştir.

“İKLİM ANORMALLİKLERİNİN DEVAM EDECEĞİ SÖYLENİYOR”

“Küresel ısınmaya bağlı iklim anormalliklerinin devam edeceği bilimsel raporlarla ortaya konmuş iken, ülkemiz ve Marmara Bölgesi de bundan etkilenmeye devam edecektir” diyen Altun, şu ifadeleri kullandı:

* Uzmanlar, olumsuz süreci yavaşlatabilmek için doğayla uyumlu projelere, şehir düzenlemelerine ağırlık verilmesine ve su tasarrufuna dikkat çekiyorlar.

* Küresel iklim krizinin etkilerinin her geçen gün artarak hissedildiği günümüzde, değeri parayla ölçülemeyecek olan başta su kaynakları ve biyoçeşitlilik mutlak olarak korunmalı ve bozulanların rehabilite edilmesi gerekmektedir.

“ACİL EYLEM PLANI GEÇ OLMADAN YAPILMALI”

“Bursa 1/100000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda belirtilen Su Ana Planı ve Acil Eylem Planı gelecek kuşaklarımız için mutlaka geç olmadan yapılmalı ve uygulanmalıdır” ifadelerini kullanan Altun sözlerini şu şekilde tamamladı:

* 2010–2020 döneminde iklim değişikliği ile mücadele yönünde yapılacaklara rehberlik edecek stratejiler doğrultusundaki kararlara aykırı işlemler yapılmaktadır.

* Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli Dördüncü Değerlendirme Raporu’na göre Türkiye, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden en çok etkilenecek bölgeler arasında bulunan Akdeniz Havzası’nda yer almaktadır. Bu bağlamda Türkiye’nin su kaynakları için hassasiyet gösterilmeli ve İznik Gölü’ne sahip çıkılmalıdır.

* Üzülerek belirtmek gerekir ki, ilimiz yöneticileri göl ve havzasındaki yıkımın başlıca sorumlularıdır. Tüm doğal kaynaklarda gelecek kuşakların hakkı vardır.

* İklim krizi, biyoçeşitliliğin azalması ve tüm canlıların varlık nedeni olan su, siyasete kurban edilmeyecek kadar önemlidir. Su ticari bir meta değil, tüm canlılar için bir haktır.

Digitürk’ten Kulüpler Birliği’ne cevap: Bedel tam olarak ödenmiştir

0

Kulüpler Birliği gün içerisinde yaptığı açıklamada, ligin yayıncısı olan Digitürk’ün kendilerine ödeme yapmadığını ve bu nedenle maçlarda ilk 60 saniye protestoya gideceklerini duyurdu. Bu gelişme üzerine Digitürk, oynanan maçlar için tüm bedelin TFF’ye ödendiğini açıkladı.

Digitürk’ün yaptığı açıklama şöyle;

“Digiturk olarak, Süper Lig Kulüpler Birliği Vakfı ve 1’inci Lig Futbol Kulüpleri Birliği Derneği tarafından yapılan açıklamayı büyük şaşkınlıkla karşıladık.

Öncelikle şunu net bir şekilde ifade etmek isteriz ki naklen yayın lisans haklarının tarafı Türkiye Futbol Federasyonu (TFF)’dur. TFF, Digiturk tarafından yapılan ödemeleri alır ve kulüplere dağıtır. Buna göre Digiturk, 2020 – 2021 sezonunda bugüne kadar oynanmış tüm karşılaşmalara ilişkin naklen yayın lisans bedelini TFF’ye tam olarak ödemiştir. Öte yandan Digiturk, dünya çapında birçok yayıncının KOVID-19 salgını nedeniyle yapmayı reddettiği 2019 – 2020 sezonu naklen yayın lisans ödemesini, herhangi bir kesinti uygulamadan tam olarak yapmıştır. Ayrıca Digiturk ve TFF, karşılıklı mutabakat çerçevesinde, pandeminin yarattığı zorlukların üstesinden birlikte gelebilmek için, mevcut sezonun geri kalanına yönelik bir ödeme planı üzerinde çalışmaya devam etmektedir.

Türk futbolunun gelmiş geçmiş en büyük yatırımcısı olan Digiturk’e karşı Süper Lig ve 1’inci Lig kulüplerinin bu davranışını dayanaksız ve haksız buluyoruz. Türk Futbolu’nun değerini ve markasını olumsuz etkileyeceği belli olan bu tür eylemler en başta kulüplere zarar verecektir. Buna rağmen, Türk futbol endüstrisinin paydaşlarıyla birlikte, ülke futbolunu yurt içi ve yurt dışında geliştirmek ve tanıtmak için tüm iyi niyetimizle çalışmaya devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.”

Türk Tabipleri Birliği güvenli ve etkili aşının koşullarını açıkladı

0

TTB Merkez Konseyi bugün Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ ile ilgili bir açıklama yaptı.

TTB; değişikliğin etkililik, güvenlilik ve kalite ile ilgili kapsamlı verilerin henüz sağlanamadığı aşılar için bu veriler sağlanıncaya kadar Acil Kullanım Onayı (AKO) verilmesine ilişkin olduğunu belirterek “Bu düzenlemeyi çok hassas ve önemli buluyoruz. AKO’nun aslında bir ruhsat olmadığını özellikle vurguluyoruz” değerlendirmesini paylaştı.

GÜVENLİ VE ETKİLİ AŞININ KOŞULLARI

TTB, bir aşıya Acil Kullanım Onayı verilebilmesi için sağlanması gereken koşulları şöyle sıraladı:

* Aşının Faz1, Faz2 ve Faz3 çalışmaları bilimsel rapor olarak kamunun erişebileceği biçimde yayınlanmış olmalı.

* Bu raporlarda aşının “güvenli” ve “etkili” olduğu kanıtlanmış olmalı, Bilim Kurulu tarafından değerlendirilmişse sonuç kamuoyuyla hızla paylaşılmalı.

* Aşı ile ilgili üretim sürecinin kalite güvencesi de dahil olmak üzere tüm bilgiler ve veriler -eğer varsa/tamamlanmışsa ülkemize ait çalışma sonuçları özellikle- Türkiye İlaç Tıbbi Cihaz Kurumu’na (TİTCK) verilmiş olmalı, zamanın dar olması ya da aciliyet gibi gerekçelerle olağan incelemeler göz ardı edilmemeli ve her koşulda yapılmalı.

* TİTCK aşıya AKO vermek üzere konularında yetkin farmakoloji, immünoloji, viroloji, mikrobiyoloji, enfeksiyon hastalıkları, halk sağlığı ve epidemiyoloji uzmanlarından oluşan ve hiçbir çıkar çatışması söz konusu olmayan bilim insanlarından oluşan bir kurul kurmalı.

* Karar süreci öncesinde TİTCK tarafından tüm bilgi ve veriler kamuoyuna açıklanmalı. (ABD’de Gıda ve İlaç Dairesi tarafından yapıldığı gibi)

* Kurul toplantısı çevrimiçi kamuya açık biçimde gerçekleşmelidir. (yine ABD’de Gıda ve İlaç Dairesi tarafından yapıldığı gibi)

“TOPLUMUN GÜVENİNİ SARSACAK UYGULAMALARDAN KAÇINILMALI”

TTB COVID-19 İzleme Kurulu, aşılamanın önemine dikkat çekerek şu uyarıyı yaptı:

* COVID-19 pandemisinden çıkış yolumuzda aşılama çok önemlidir.

* Hastalığa karşı kullanabileceğimiz aşılarla ilgili toplumun güvenini sarsabilecek, aşı tereddüdüne yol açabilecek düzenlemelerden ve uygulamalardan kaçınılmalı, şeffaflık ön planda tutulmalıdır.

Saracchi: Sahanın küçük olması…

0

Süper Lig’in 13. haftasında Galatasaray, deplasmanda Fatih Karagümrük’e 2-1 mağlup oldu. Maç sonrasında sarı kırmızılı takımın futbolcusu Marcelo Saracchi, karşılaşmayı değerlendirdi.

Saracchi’nin maç sonunda yayıncı kuruluşa ifade ettiği sözler:

“İstediğimiz sonucu alamadık. Kazansaydık önemli bir avantaj sağlayacaktık. Sahanın küçük olması, rakibin bu sahaya alışkın olması ve geriye yaslanmaları bahane değil ama mağlubiyete sebep oldu. Biraz daha konsantre olabilirdik. İşler istediğimiz gibi gitmedi.

İkinci yarıya başlar başlamaz yenen gol konsantrasyon eksikliğinden oldu. Golden sonra son dakikaya kadar elimizden geleni yapsak da işler istediğimiz gibi gitmedi.

Biraz şanssız bir dönem geçirdiğimi söyleyebilirim. Sakatlıklar performansımı olumsuz etkiledi. Zamana ihtiyacım var. İlerleyen günlerde sezon başındaki gibi yüzde yüzüme ulaşmaya çalışacağım.”

Rus Sovcombank, Akkuyu NGS için Rosatom’a 300 milyon dolar kredi verdi

0

Sovcombank’tan yapılan açıklamada, Rosatom’a Akkuyu NGS‘nin inşası için sağlanan kredinin 7 yıl vadeli olduğu belirtildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Sovcombank Yönetim Kurulu Başkanı Dmitriy Gusev, çevre hassasiyetinin olduğu projeleri desteklediklerini belirterek, “Akkuyu NGS için temin edilen bu kredi de söz konusu hedeflerimize tümüyle uygun bir adımdır” ifadelerini kullandı.

Akkuyu NGS’nin inşasına ilişkin hükümetler arası anlaşma Türkiye ile Rusya arasında 2010’da imzalanmıştı.

Toplam 4 bin 800 megavat kurulu güce sahip 4 reaktörden oluşacak santralin ilk ünitesinin 2023 yılında devreye alınması hedefleniyor.