‘Obeziteden kurtulmak için mucize formül ya da yiyecek yok’

0
227
'Obeziteden kurtulmak için mucize formül ya da yiyecek yok'
'Obeziteden kurtulmak için mucize formül ya da yiyecek yok'

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal Sağlık ve Uygulama Merkezi Genel Cerrahi Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Mehmet Mihmanlı, “Piyasa şarlatanlıklarını gördüğümüz gibi, obeziteyi ortadan kaldıracak mucize formüller veya mucize yiyecekler yoktur. Bir kişi örnek gösterilerek yapılan şarlatanlıklara kendimizi kaptırmamalıyız.” dedi.

Mihmanlı, obezitenin tehlikeli bir sağlık sorunu olduğunu ifade ederek, obezitenin, diyabet, hipertansiyon, eklem hastalıkları, bel ve diz ağrısı, uyku apne sendromu, reflü, safra kesesi taşları, astım, bacaklarda varis, depresyon ve meme, kolon, rahim kanseri gibi kanserlere neden olan önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu dile getirdi.

“Obezite, önlenebilir ölümlerin ikinci sık sebebidir. Birinci sırada ise sigara gelmektedir. Obezler kendi akranlarına göre 10 yıl daha az yaşamaktadır. Ayrıca hayat kalitesi de akranlarına göre daha kötüdür.” diyen Mihmanlı, hastalığın sebeplerine ilişkin şu bilgileri verdi:

“Obezitenin tek sebebi yakılandan fazla enerji alınmasıdır. Ailede anne obez ise çocuğun obez olma riski yüzde 10’dur. Ciddi bir risk. Hele hele anne ve baba birlikte obez ise çocuğun obez olma riski yüzde 80’e çıkıyor. Bir de sosyal çevre ve kültürü de eklerseniz işin içine, obeziteden kaçınmak imkansızlaşıyor. Obezlerde hem yağ hücrelerinin sayısı hem de hacmi artmıştır. Erkeklerde karın ve göbekte, kadınlarda ise basenlerde yağlanma ön plandadır. Kadınlarda şişmanlık ilerledikçe santral yağlanma da gelişmektedir. Santral yağlanma diyabet, hipertansiyon ve metabolik sendroma yol açmaktadır.”

“İçlerindeki kederi gülerek saklıyorlar”

Prof. Dr. Mehmet Mihmanlı, “Obezite Türkiye için önemli bir sorun oluşturmakta ve ciddi ekonomik kayba yol açmaktadır. Bundan kurtulmak için başvurulabilecek çeşitli yollar bulunuyor ancak bu konuda kişiye özel çıkarılacak yol haritası son derece önemli. Her şeyden önce şişmanlığın altında endokrinolojik bir hastalığın olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.” dedi.

Öncelikle bu hastaların yeme alışkanlıklarını düzeltmek gerektiğini, yakılandan fazla enerji alındığında şişmanlığın kaçınılmaz olduğunu dile getiren Mihmanlı, yemeği yavaş yemenin bu konuda çok önemli bir ayrıntı olarak ortaya çıktığını kaydetti.

Mihmanlı, ayrıca sıkça toplantılara davet edilen kişilerin ciddi risk altında olduğunu, açık büfe yemeklerin enerji alımının kontrolünü engellediğini aktararak, şöyle devam etti:

“Türkiye’de fazla kilolu oranı kadınlarda yüzde 50, obez oranı ise yüzde 35’tir. Erkeklerde fazla kilolu oranı yüzde 40, obez oranı ise yüzde 30’dur. Bir başka kaynağa göre ise nüfusun yarıdan fazlası fazla kilolu ve neredeyse yarısı obez sınırındadır. Öte yandan şişman insanlar genellikle güler yüzlü kişilerdir. İçlerindeki kederi böyle saklamaktadırlar. Bu genellemeyi tüm şişmanlara yaymak uygun olmayabilir. Durumuyla gurur duyanlar olabilir ama ben hiç rastlamadım. Ancak kilo veren her şişman ağız birliği etmişcesine ‘hayatım değişti’ veya ‘yeniden doğdum’ demektedir. Ayrıca şişmanların tek problemi görüntü değildir. Birçok hastalık da şişmanlıklarına eklenmektedir.”

“Obezite kader değil”

Prof. Dr. Mihmanlı, obezitenin bir kader olmadığını, mutlaka bir hekim desteğiyle fazla kilolara uygun tedavi alınabildiğini ve bunlardan kurtulmanın mümkün olduğunu vurgulayarak, “Piyasa şarlatanlıklarını gördüğümüz gibi obeziteyi ortadan kaldıracak mucize formüller veya mucize yiyecekler yoktur. Bir kişi örnek gösterilerek yapılan şarlatanlıklara kendimizi kaptırmamalıyız. Vücut Kitle indeksi 35’e kadar olanlar sağlıklı beslenme ve düzenli hayat ve spor yaparak zayıflayabilir, sağlıklı olarak yaşayabilirler.” değerlendirmesinde bulundu.

Ancak vücut kitle indeksinin 35’i aştığında işlerin epey zorlaştığını, obeziteye yandaş hastalıkların eklendiğini dile getiren Mihmanlı, bu kişilerin obezite cerrahisi için aday hastalar olduğunu kaydetti.

Mihmanlı, bu anlamda birden fazla ameliyat yöntemi olduğuna işaret ederek, ameliyat seçerken, hastanın kilosu, yaşı, varsa diyabeti ve tansiyon hastalığı gibi durumların göz önünde bulundurulduğunu anlatarak, sözlerini şöyle tamamladı:

“Tüm ameliyatları laparoskopik yöntemle gerçekleştiriyoruz. Hastalar, tüm kan tetkikleri yapıldıktan sonra endokrinoloji uzmanımızın değerlendirmesinden geçiyor. Cerrahiye onay verildiği takdirde cerrahi sürecini başlatmaktayız. Ameliyatta obezite cerrahisine uygun dizayn edilmiş alet ve cihazları, obezlere göre alınmış malzemeler kullanmaktayız. Burada daha öncede belirttiğim gibi tüm obezite ameliyatlarını yapabiliriz. Ancak hastalarımız son zamanlarda tüp mide ameliyatını tercih etmektedir. Bu ameliyat da midenin büyükçe bir bölümü çıkarılarak mide bir tüp haline getirilmektedir. Böylece hastalar çok az gıda aldıklarında doymakta ve daha güzeli açlık hissetmemektedirler. Hastalar ameliyat bittikten 6-7 saat sonra ayağa kaldırılmakta ertesi gün veya ikinci gün kalan midenin filmi çekilmekte ve 3. gün taburcu edilmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu, kamu hastanelerinde yapılan bu ameliyatların tüm masraflarını karşılamaktadır. Bunun için onaylanmış ameliyata gerek olduğu raporu gerekmektedir.”

sizlere www.sinophaber.com.tr farkıyla sunulmuştur

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here