sinop-haber Akıncı Üssü davasında mahkeme başkanından izleyicilere uyarı

0
350
sinop-haber Akıncı Üssü davasında mahkeme başkanından izleyicilere uyarı
sinop-haber Akıncı Üssü davasında mahkeme başkanından izleyicilere uyarı
Akıncı Üssü davasında savunma yapan Albay Ali Eraslan’ın kullandığı ifadeler, salonda bulunan şehit ve gazi yakınları arasında tepkiye neden oldu. Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Acınızı anlıyoruz ama bu bir mahkeme salonu” dedi.

15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Hava Üssü’ndeki eylemlere ilişkin 486 kişi hakkında açılan davaya, darbe girişimi tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri İnsani Yardım Tugayı Komutan Vekili görevinde bulunan eski albay Ali Eraslan’ın savunmasıyla devam edildi. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları kampüsündeki salonda görülen duruşmada savunma yapan Eraslan, FETÖ/PDY yöneticisi olduğu iddiasını reddederek, bunu hakaret olarak kabul ettiğini söyledi.

Meslek hayatının büyük bölümünün terörle mücadele içinde geçtiğini ifade eden Eraslan, hiçbir dönemde soruşturma, takibat geçirmediğini anlattı. Eraslan, hakkında şüphe bulunanların İnsani Yardım Tugay Komutanlığında görev yapamayacağını ifade etti. Sanık Eraslan, örgütün haberleşme programı ByLock’u kullanmadığını, darbe toplantılarına katılmadığını, hiçbir iletişim kanalından örgütle bağlantı kurmadığını savundu.

Darbe girişimi günü emir geldi

Darbe girişiminin yapıldığı gün saat 15.00 civarında Lojistik Komutanlığı Denetleme Başkanlığından emir geldiğini ve İnsani Yardım Tugayından toplumsal olaylara karşı hazır kıta kurulmasının istendiğini anlatan Eraslan, bunun üzerine bir toplantı yaptıklarını ve tugayın muharip birlik olmadığından böyle bir hazır kıta oluşturmanın zorluğunu konuştuklarını ileri sürdü. Eraslan, en azından personel olarak hazırlık yapılması emrini verdiğini kaydetti.

‘Kara Kuvvetleri’nden arandım, alarm verdim’

Daha sonra Kara Kuvvetleri Hakerat Merkezinden arandığını aktaran Eraslan, büyük bir terör saldırısı olduğunun, komuta kademesinin harekatı Akıncı’dan yürüteceğinin iletildiğini ve çok hızlı hareket edilmesinin istendiğini öne sürdü. Bu nedenle tabur komutanları dahil tüm tugaya alarm verdiğini ve herkesi kışlaya çağırdığını bildiren Eraslan, topladığı 8-10 kişilik personelle görevi koordine etmek amacıyla Akıncı Üssü’ne gittiğini söyledi. Eraslan, “Böyle bir göreve eli boş gitmemiz mümkün değildi. Personele karargah bölüğünden silah ve şarjör aldırdım. Geçici olduğundan birer şarjör aldırdım” ifadesini kullandı.

‘Benimle gelenler emri yerine getirdi’

Nizamiye bölgesinde kışla nöbetçi amirinin harekat yıldırım mesaj emrini getirdiğini ifade eden Eraslan, emirlerin hazır kıta teşkil edilmesi için verildiğini değerlendirdiğini söyledi. Eraslan, “Benimle gelen personel verdiğim emri yerine getirmişlerdir. Asker olarak verilen emri yerine getirmelerinden dolayı suçlanmaları mümkün değildir. Kanunsuz, konusu suç teşkil eden emir de vermedim. Bahse konu iki emir ve kara kuvvetlerinden gelen sözlü emir harekete geçmemin temel dayanakları oldu” savunmasını yaptı.

Akıncı’ya parolayla girdiği iddiasını reddetti

Akıncı Üssü’ne parolayla girdiği iddiasını da kabul etmeyen Eraslan, parolanın işaretle birlikte kullanılması gerektiğini, iddianamede geçen parola kullanımının askeri teamüllere uygun olmadığını ileri sürdü. Akıncı’da olayları yatıştırmaya çalıştığını savunan Eraslan, istenmeyen olaylar yaşanmaması için gayret gösterdiğini iddia etti. Kışla önünde toplananların protesto gösterisi yapmadığını, vatandaşların içeri girmeye çalıştığını savunan Eraslan, orada bulunan diğer bazı askerlerin ifadelerinden bölümler aktardı.

‘Aralarında ‘Gidip lojmanları yakalım’ diyenler vardı’

Eraslan’ın, “Akıncı kışlası önünde toplanan vatandaşlar arasında ‘gidip lojmanları yakalım’ diyen alkollü kişilerin bulunduğu, vatandaşların olduğu bölgeden ateş edildiği, kalabalık içindeki bazı art niyetli kişilerin askerlerin silahını almaya çalıştığı” yönündeki sözlerine müştekiler tepki gösterdi. 

‘Acınızı anlıyoruz ama bu bir mahkeme salonu’

İzleyicileri uyaran Mahkeme Başkanı Selfet Giray, “Salonda şehit yakınları, gaziler, yaralılar var. Acınızı anlıyoruz ama bu bir mahkeme salonu. Duyduklarınıza, gördüklerinize tahammül edemeyecek duruma gelebilirsiniz. Bu hale geldiğinizde dışarı çıkın. Yargılama yapıyoruz. Bu gerilimi kaldıramayabilirsiniz, yaşadığınız olayların vehameti ortada ancak yargılamaya zarar vercek davranışlarla yargılamayı önleyemezsiniz” dedi.

Mahkeme Başkanı Selfet Giray sanığa, Akıncı Üssü’ndeki olaylardan sonra sivil kıyafetlerini nerede giydiğini sordu. Eraslan da öğle civarı uyandıktan sonra, üzerindeki kıyafetlerin çok kötü olduğundan değiştirdiğini ardından da savcıya ifade vermek üzere gözaltına alındığını iddia etti.

‘Ateş talimatı vereni görmedim’

Duruşmada, iddianamede yer alan fotoğraf ve görüntü kayıtları da incelendi, Eraslan fotoğraflara ilişkin, çok benzemese de kendisi olabileceğini ifade etti. Nizamiyedeki güvenlik görüntülerinin izlenildiği sırada şehit ve gazi yakınlarından, görüntülerdeki ateş edilme anlarında, “neden sıktırdınız” diye isyan edenler oldu. Sanığa kimin ateş edilmesi konusunda emir verdiği soruldu, Eraslan, “Atış talimatı vereni görmedim, o esnada arkam dönüktü, orada arbede yaşandı ve birden ateş sesleri geldi. Ateş edenleri özel kuvvetler olarak biliyordum ama sonradan iddianameden SAT komando olduğunu öğrendim. Burada izlediğimiz görüntüler bir kaç dakikalık, oradaki olaylar saatlerce sürdü ve biz bir şey olmasın diye çabaladık” şeklinde konuştu.

Kimseye ateş etmediğini ve ateş emri vermediğini savundu

Savunmasına devam eden sanık Eraslan, Akıncı Üssü önünde toplanan vatandaşlar arasında provokatörler bulunduğunu ileri sürdü. Akıncı Üssü önündeki vatandaşlardan 9’unu şehit etmekle suçlananlar arasında yer alan Eraslan, kimseye ateş etmediğini, ateş emri vermediğini, tam tersine ateş edilmesin diye çaba sarfettiğini savunarak,, “Ateş eden birini bulmak kolay bir olaydır. İddianamede ateş eden personele ilişkin deliller yer almakta. İddia makamı benim ateş ettiğime dair somut delil olmadan şahsımı suçlamaktadır” ifadelerini kullandı.

Darbeden kendisinin de mağdur olduğunu, her şeyini kaybettiğini anlatan Eraslan, beraatini ve tahliyesini istedi. Eraslan, daha sonra Mahkeme Başkanı Giray’ın sorularını yanıtladı. Sanık Eraslan, bir soru üzerine 15 Temmuz’da Akıncı Üssü’ne beraberinde götürdüğü personeli, hızlı reaksiyon gösteren genç kişilerden seçtiğini söyledi.

Yaptığı görüşmeler soruldu

Mahkeme Başkanı Giray’ın, Akıncı Üssü’ne gitmeden diğer sanıklardan Muzaffer Düzenli ve Bilal Akyüz ile yaptığı görüşmeleri sorması üzerine Eraslan, bu kişilerle telefonlaştığını ancak bir türlü görüşemediğini savundu.

Erdoğan’ın avukatı soru yöneltti

Mahkeme Başkanının sorusunun ardından müşteki avukatlarının sorularına geçildi. Eraslan, Recep Tayyip Erdoğan vekilinin, “Emir aldığınızda sıralı amirlerinizi aradığınız mı?” sorusuna “hayır” dedi. Avukat bunun üzerine sıralı amirlerinizi aramıyorsunuz ama Bilal Akyüz’ü ve Muzaffer Düzenli’yi arıyorsunuz bunu nasıl izah edeceksiniz?” diye sordu. Eraslan da, önce yorum sorusunu olduğunu iddia ederek cevap vermek istemedi ardından, “Bilal Akyüz yoldayken beni aramıştı, ben de birliğe gelince geri aradım ama kendisi bana müsait olmadığını söyledi. Muzaffer Düzenli’yi arayıp aramadığımı ise hatırlamıyorum” ifadelerinde bulundu. “Darbeci değilseniz enerjinizi darbecilere yönlendirmeniz gerekmez miydi, siz neden bütün enerjinizi nizamiyedeki vatandaşlara yönettiniz?” sorusunu böyle bir şeyin söz konusu olmadığı şeklinde yanıtladı.

Akıncı Üssü’ndeki hareketlilikten büyük bir terörle mücadele operasyonu yapıldığını, Suriye’ye yönelik savaş başlamış olabileceğini düşündüğünü ileri süren sanık Eraslan, birkaç kişiden duyduğu “Yurtta Sulh” ifadesini de harekatın kodu olarak düşündüğünü iddia etti.

Sanık Eraslan, Akıncı Üssü’nün nizamiyenin emniyeti takviye için görevlendirildiği ancak orada kimseye emir ya da talimat vermediğini savunarak, “Sıkıyönetim emrini tam olarak okuduğumda ve nizamiyede halkla diyaloga girmeye başladığımda bana uçakların bombalama yaptığını, darbe olduğunu söylediklerinde darbe yapıldığını anladım. Sivillerle konuşunca bana verilen emirlerin de doğru olmadığını anladım ve gitme kararı aldım. Sabaha karşı kötü olaylar, hayatımda yaşayabileceğim en kötü olaylar oldu” dedi.

Bu sözler üzerine Mahkeme Başkanı Giray, Eraslan’a “Darbe olduğu anladıktan sonra ne yaptınız? Vatandaşın yanında yer almadınız mı?” sorusunu yöneltti. Sanık Eraslan, bu soruya, “Nizamiyedeki askerlerin darbe olduğundan haberi yoktu, bende nizamiyenin güvenliğini sağlamakla görevliydim. Vatandaşlardan ‘lojmanları yakalım’ diyenler vardı, kalabalık içinde art niyetli saldırgan kişiler, görevlilerin silahlarını almaya çalıştı. Bu ortamda oranın güvenliğini sağlamaya çalıştım. Nizamiyedekilere de hiçbir şeye karışmayacağımızı söyledim” yanıtını verdi.

Sanık Ersalan, yoğun silah sesleri duyunca tabancasını eline aldığını ancak daha sonra tekrar kılıfına koyduğunu söyledi. 

‘Akıncı Üssü’ne hazırlıklı gitmedim’

Bir başka müşteki avukatı da, sanığın nizamiyedeki vatandaşların eylemlerine ilişkin uzun uzun konuşma yaptığını belirterek, “Bunları vatandaşları meşrulaştırmak için mi, yoksa gurur duyduğunuz için mi anlattınız?” diye sordu. Sanık Eraslan, “O gece orada gurur duyulacak bir durum yoktu, ben kimsenin gurur duyacağını sanmıyorum. Aksine orada yaşanılanlara çok üzüldüm. Vatandaşların arasında hazırlıklı bir şekilde ve profesyonel kameralarla nizamiyeye gelenler vardı” dedi.

Avukatın, kendisinin de hazırlıklı bir şekilde askeri kıyafetle Akıncı Üssü’ne gittiğini belirtmesi üzerine de, Eraslan, “Hayır ben oraya hazırlıklı şekilde gitmedim” diye reddetti.

 

 

sizlere www.sinophaber.com.tr farkıyla sunulmuştur

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.