Taciz mağduru kadın soruyor: ‘Tutuklanması için öldürülmem mi gerekiyor’

0
46
Taciz mağduru kadın soruyor: 'Tutuklanması için öldürülmem mi gerekiyor'
Taciz mağduru kadın soruyor: 'Tutuklanması için öldürülmem mi gerekiyor'
Takipçi bir sapığın hedef aldığı genç kadının hikayesi, yargının ve devlet kurumlarının kadını korumaktaki yetersizliğini bir kez daha ortaya koydu. Tüm tedbir kararlarına rağmen serbest kalan, asla tutuklanmayan ve tacizini sürdüren adamın hayatını kabusa çevirdiği kadına verilen tek şey ise, “Başka ülkeye git, kaç, kimlik değiştir, yüzünü değiştir, evini değiştirir, hayatını değiştir!” tavsiyesi oldu. Taciz mağduru kadın ise soruyor: “Tutuklanması için benim öldürülmem mi gerekiyor!?”

Hürriyet gazetesi yazarı Ayşe Arman’ın köşesine taşıdığı bir sapıklık vakası, yargı ve devlet kurumlarının kadını korumak konusunda nasıl donanımsız kaldığını ve bunun cezasını çekenin de kadın olduğunu ortaya koydu.

Arman’ın “Tutuklanması için benim öldürülmem mi gerekiyor!?” başlığıyla köşesine taşıdığı olayda, bir sapığın “hayatına dadandığı” genç bir kadının hikayesi anlatılıyor. Ev adresini değiştirmek zorunda kalan, alınan tüm önlemlerin yetersiz kaldığı, genç kadının memleketindeki ailesinin bile bu tacizin kurbanı olduğu ortaya çıktı.

Ayşe Arman’ın Hürriyet’te yer alan yazısı şöyle:

“İnsanın kanını donduran bir olay!
Tam da bu!
Bin yıldır yaza yaza anlatmaya çalıştığım bu ülkedeki erkek egemen yaşam tarzı bu!
Bir tane Allah’ın sapığı, genç bir kadının hayatına dadanıyor.
Ve Allah muhafaza, onu kimse engelleyemiyor.
Ne hukuk ne yargı ne emniyet…
Kadının sonunda feryat ettiği gibi…
Bir sapığın tacizine uğrayan o, ama suçlu çıkan da o, cezalandırılan da o!!!
SAPIĞA CEZA VERİN!

Çünkü herkesin tavsiyesi, “Başka ülkeye git, kaç, kimlik değiştir, yüzünü değiştir, evini değiştirir, hayatını değiştir!”
Ne bu be!
Tacize uğrayan bir kadının bu ülkede yaşama hakkı yok mu?
Hukuk, bu sapığı cezalandıramıyor mu?
Bir yaptırım uygulayamıyor mu?
Sapığa cezasını verin!!!
Olması gereken bu.
Bu konuda, hukuken yetersizlik varsa hukuku düzeltin!
Şimdi bu konuda, pembe otobüs koysanız ne olur, ne işine yarayacak…
OLDUKTAN SONRA VAH VAH…

İşin fenası, kaç kere tanık olduk, bu takıntılı sapık, kadını ya sonunda yaralayacak ya da Allah korusun korkunç bir şey yapacak, onu ya da ailesinden birini öldürecek, sonra da devlet mekanizması, “Vah vah!” diye üzülecek…
Bu kadar da basit olmasın lütfen..
Hep birlikte E.’ye kulak verelim…
Bakın ne korkunç şeyler yaşıyor…

HAMİŞ:
E.’yi, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun Acil Yardım Hattı’na yönlendirdim. Canan Güllü’yle görüştü. Onlar da ellerinden gelen desteği vereceklerini söyledi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da yardımcı olmak istiyorsa, E.’nin iletişim bilgilerine oradan ulaşabilir. Bu davanın ben de takipçisi olacağım…
5 kez mahkemeye çıktı 5’inde de serbest bırakıldı
Bana bir sapık dadandı!
Beni ortaokuldan tanıdığını iddia eden (tek ortak nokta ortaokuldaki sınıf arkadaşımın kuzeni olması) varlığını hatırlamadığım bu kişi sürekli rahatsız etmeye başladı.
Ocak ayında Ankara’daki işyerime geldiğinde şaşırdık.
Sonra mail’leri ve gelmeleri artınca, savcılığa şikâyette bulundum.
Uzaklaştırma kararı çıktı.
Sonraki süreçte, uzaklaştırma kararını 4 kez ihlal etti. 5 kez mahkemeye çıktı ve 5 kez serbest bırakıldı.
Bitmedi!
Ev adresimi adliye ve karakoldaki belgelerden öğrenip bu sefer eve gelmeye başladı.
Tornavida ile kapıyı zorladı.
Elektronik ev hapsi kararı ile salıverildi.
Gidip kelepçeyi kendisi taktırması gerekiyormuş, tabii ki taktırmadı. Hızlıca evimi değiştirmek zorunda kaldım ve işe gidemedim…
Bu arada, Kastamonu Üniversite Rektörlüğü’ne gidip
“E. ile görüşeceğim!” diye orayı karıştırmış, yine gözaltı ve yine serbest…
NİYE BEN CEZALANDIRILIYORUM!?

Kastamonu’da çalışmışlığım yok.
Bu hafta ise, Kastamonu’da ailemin yaşadığı eve sürekli gelip gitmeye başladı.
İlkinde gözaltı ve yine serbest.
İkincisinde de kaçtı.
Üçüncüsünde, araba çalıp (o hafta içinde pek çok araba çalma girişiminde bulunmuş) geldiğinde, annemlerin evinin balkonuna girmiş olduğu görüldü.
Sonra yine kaçtı.
Derken polis tarafından yakalandı ve sonuç olarak Samsun Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edildi.
Dosyaları biriktikçe birikiyor ama hiçbiri bağlantılı değil, farklı mahkemeleri devam ediyor.
Artık ne zamana sonuçlanırsa…
O kadar çok ve ağır şeyler yaşadık ki nasıl ilerleyeceğimizi şaşırdık.
Avukat, savcı hepsinin söylediği, ‘Yurtdışına kaç! Her şeyini gizle. Çünkü bununla ilgili kanun yok!’ Yani sapığa bir şey olmuyor! Ben cezalandırılıyorum. Bunu da anlamıyorum. Ben neden kimlik bilgilerime kadar değiştirmek zorundayım? Neden kaçmak, neden ailem için sürekli endişelenmek zorundayım?
Bu süreçteki boşluklar, saçmalıklar için 4 gündür CİMER, BİMER nereyi bulursam yazıyorum ama dönüş yok.

YA BU SAPIK, İÇİMİZDEN BİRİNE ZARAR VERİRSE?
Balkonuna girdiği evde 1 ve 3 yaşlarında yeğenlerim var. 3 yaşındaki ufaklık ses duyduğunda, “O mu geldi?” diye korkar hale geldi.
Ailemden bahsetmiyorum bile.
Buna nasıl hakkı olabilir ya da nasıl bu kadar şikâyet ve olaya rağmen serbest bırakılır?
Çok şükür bunca gelip gitmelerinde aileme bir zarar gelmedi ama ya gelirse…
Ya bu sapık içimizden birine zarar verirse…
Ne yapacağımı şaşırmış haldeyim.
Alımı kaçırmak üzereyim.
Yardıma ihtiyacımız var.
Bu sapığın tutuklanması için beni ya da ailemden birini öldürmesi mi gerekiyor?”

Ayşe Arman’ın köşe yazısını okumak için tıklayın…

 

sizlere www.sinophaber.com.tr farkıyla sunulmuştur

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here